8 Nisan 2012 Pazar

ENGEL SİZSİNİZ !!!


OTİZMLİ ÇOCUKLAR


OTİZM


HERKES BİR ENGELLİ ADAYIDIR !!!


DOWNUN İYİ YANLARI




























 Bu resim engelsiz zihinlerin sayfasından alınmıştır.

DOWN SENDROMU


  Down sendromu ya da eski adlarıyla "mongolizm" veya "mongol bebek" ilk kez 1866 yılında Dr. John Langdon Down tarafından "özel bir tür zeka geriliği" olarak tarif edilmiş bir sendromdur. Moğol ırkına mensup insanlara çekik gözlülükleriyle benzemeleri nedeniyle Dr. Down bu bebekler için "mongoloid" terimini kullanmış, ancak daha sonra Asyalı bilim adamlarının baskısıyla "mongol" terimi tümüyle terkedilmiştir.
  Down sendromunun genetik kaynaklı olduğu baştan beri düşünülmesine karşın bu bebeklerin kromozom haritasının çıkarılması ancak 1959 yılında mümkün olmuştur. Daha sonraki yıllarda down sendromunun translokasyona bağlı şekilleri ve mozaik varyantı da olabileceği keşfedilmiştir.
  Dünyada yaklaşık olarak 660 yeni doğan bebekten biri Down sendromu ile doğmaktadır. Bu haliyle down sendromu insanlarda en sık görülen malformasyon (yapısal bozukluk) türüdür.
  İnsan, hücrelerinde 46 kromozom içeren bir canlıdır. Kromozomlar hem insan ırkına ait, hem de bulunduğu canlının bireysel özelliklerine ait bilgileri depolayan DNA yapılı moleküllerdir. Bu DNA molekülleri de vücudun işleyişiyle ilgili bir maddenin (enzimler ya da çeşitli proteinler gibi) üretimine ait bilgiler içeren farklı genleri taşır.
  Bu 46 kromozomun yarısı anneden yarısı da babadan gelir. İşte down sendromu insanlarda normalde anneden bir, babadan da bir olmak üzere iki adet gelen 21. kromozom bilgisinin hücrede üçüncü kez yer almasıyla (Trizomi 21= üç adet 21 numaralı kromozom) ortaya çıkan belirtiler topluluğudur. Bu fazladan kromozom yani DNA bilgisi hücresel seviyede çeşitli genlerin iki kez değil üç kez ifade bulması (overexpression) ve böylece çeşitli maddelerin üretiminde anormallikler oluşmasına neden olur. Bu hücresel düzeydeki anormallikler bebeğin vücuduna yansıdığında karşımıza down sendromu belirtileri topluluğu çıkar.

GÖRMEMEK BİR ENGEL DEĞİLDİR!


EŞREF ARMAĞAN'IN ENGELİ ONU ENGELLEMİYOR !
  Eşref Armağan, çok özel bir Türk ressamdır. Eserleri hem Türkiye çapında, hem de yurt dışında çeşitli sergilerde yer almıştır. 
  Eşref doğuştan görmez olan bir ressamdır. Hiç bir zaman gün batımını, baharda yeşeren, çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirebilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır.
 
Görmeden bu kadar mükemmel eserler ortaya çıkaran bir dehanın eserleri karşısında büyülenmemek elde değil. Eşref Armağan'ın biyografisi çok acıklı; 
  Bundan 52 yıl önce İstanbul'da, Fatih’inin çok mütevazı mahallelerinden birinde, dünyaya gelir. Eşref, ne çocukken ne de yetişkin çağda hiç bir öğrenim görmedi. Kendi kendine yazmayı öğrendi. Eşref, bütün gün babasının dükkânında baca boruları keserek babasına yardım ederdi, boş zamanını da resim çizerek geçirirdi. 6 yaşındayken kalem ile kâğıt üzerine çizmeyi, 18 yaşında ise önce parmakları ile kâğıt üzerine, sonra da kartona yağlı boya ile resim yapmaya başladı. Yağlı boyadan akrilik boyaya ve tuale geçti. Elleri artık onun gözleri olmuştu. Görmemesine rağmen çizdiklerinin bu denli gerçeği yansıtması, resim yapmanın onda bir tutkuya dönüşmesini sağladı. 
  Bütün dâhilerde olduğu gibi Eşref'teki bu zekâ da olağanüstü bir şey. Eğitim görmemiş olması ona, kendisi gibi ihtiyacı olan, bir şeyler yapma arzusunda olan birçok kişiye umut olmuştur!!!!!



EŞREF ARMAĞAN'IN BİR RESMİ

BEN KİMİM ?


  

 Otizm bir gün değil her gün bizimle. Bize acımayın sadece kabul edin bu toplumdaki yerimizi kazanmak için verdiğimiz mücadeleye destek olun bizi fark dedin, kabul edin en önemlisi ANLAYIN yeter...

 BEN KİM MİYİM ? Duymasını Bilene SES.! Çekmesini Bilene NEFES.! Gitmesini Bilene HEDEFİM!. Değerimi Bilene SEDEF. Yaşamasını Bilene HAYAT!. Sevmesini Bilene YÜREK. Sulamasını Bilene ÇİÇEK.. Yüreğini Sunmasını bilene KIYMET!. Savaşmasını Bilene ZAFER´im. Ben Yürekliyim. Yüreğimin Karşılığında YÜREK İsterim..! BEN OTİZMLİYİM........ 

OTİZM BELİRTİLERİ NELERDİR?


RETT SENDROMU


  Rett Sendromu, dünyada çeşitli ırklarda ve etnik gruplarda, özellikle kız çocuklarında görülen nörolojik bir rahatsızlıktır. Bu sendromun erkeklerde de görülebileceği bilinmektedir. Fakat erkek ceninlerde bu durum genellikle, annenin düşük yapması, doğum anında ölüm veya anne karnında erken ölüm gibi durumlarla sonuçlanmaktadır.
  RS, ilk defa Dr. Andreas Rett tarafından tanımlanmış, Dr. Bengt Hagberg ve çalışma arkadaşları tarafından 1983 yılında yayınlanan raporla, bir hastalık olarak dünya çapında tanınmıştır.
  RS’ li çocuklar, 6-18 aylık olana kadar normal veya normale yakın bir gelişim gösterirler. Bu süreden sonra çocuk, geçici durgunluk veya gerileme sürecine girer, iletişim kurma becerisini yitirir ve ellerini bir dilek dilermişçesine birbirine kenetler. Hemen ardından stereotipik el hareketleri, yürüyüş bozuklukları ve kafa gelişiminde gözle görülebilir bir yavaşlama ortaya çıkar. Nöbet geçirme, uyanıkken düzensiz soluk alıp verme gibi problemler de karşılaşılabilinir.
Rett Sendromu(RS) Hakkında Genel Bilgileri Sıralarsak;
§  Nörolojik bir rahatsızlıktır. Otizm, beyin felci veya spesifik olmayan gelişme bozuklukları gibi teşhisi çok zordur,
§  Dünyadaki çeşitli ırklarda ve etnik gruplarda rastlanmaktadır,
§  İlk defa 1964 yılında, Dr. Andreas Rett tarafından tanımlanmıştır. Dünya çapında tanınması ise Dr. Bengt Hagberg’in konuyla ilgili İngilizce yayınından sonra gerçekleşmiştir,
§  X kromozomu üzerinde bulunan MECP2 geninin kusurlu olmasından dolayı oluşur,
§  Özellikle kız çocuklarında görülür. Bunun sebebi; erkeklerin 1adet X, bir adet Y kromozomu taşımaları, oluşumda X kromozomunun kusurlu olanını kompanse edebilecek yedeği olmaması ve böylece MECP2 mutasyonunun erkek fetusun ölümüne yol açmasıdır. Kızlar ise erkeklerden farklı olarak 2adet X kromozomu taşırlar,
§  Şimdilik, her 23 binde 1 doğumdan, 10 binde 1 doğuma kadar varan sıklıkla ortaya çıktığı bilinmektedir. En son keşfedilen genetik kanıtlarla bu sayı daha da artmış olabilir,
§  6-18 aya kadar bebeğin gelişimi normaldir,
§  Rahatsızlık konuşma yeteneğinin ve el becerilerinin kaybına sebep olur. Baş büyümesinde yavaşlama ve sürekli tekrarlayıcı el hareketleri, el becerilerinin kaybı ve ellerini amaçlı kullanamama meydana gelir. Denge bozukluğu ve yürümede bozulma başlar,
§  Bu el hareketleri; el yıkama, el bükme, eli bir yere hafifçe vurma, el çırpma, eli ağıza götürme gibi şekillerde kendini tekrar eder ve zamanla değişebilir,
§  Nöbet, nefes alma bozuklukları, diş gıcırdatma ve bel kemiğinin S şeklini alması (skolyoz) gibi problemler de ortaya çıkabilir,
§  RS’in bir ailede sadece bir kere ortaya çıkma durumu%99.5’tir,
§  Hastalığa veya komplikasyona karşı alınacak önlemler, çocuğun yetişkin yaşlara kadar hayatta kalmasını sağlar.


ZİHİN ENGELLİLERDE TEKNOLOJİ KULLANIMI


    Teknoloji hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yerini almıştır. Bana göre yaşamın gereksinimlerinin karşılanmasına ya da insan çevresinin denetlenmesinde teknolojinin katkısı büyüktür. Teknolojideki gelişmeler ve yenilikler, özellikle Bilgi ve İletişim  Teknolojisi  konularındaki gelişmeler tüm bireylere daha önce mümkün olmayan olanaklar sağlayarak birçok engeli ortadan kaldırmaktadır.  Bu gelişmeler, engelli bireylerin önlerindeki engellerin de kaldırılabilmesi, yaşam kalitelerinin artırılması ve toplumla bütünleşmesi yönünden son derece önemlidir. Ancak engelli bireyler, tüm bu fırsatlara rağmen çeşitli engellerle de karşılaşabilmektedir. 

  Gelişmiş pek çok teknolojilerin kullanımı hem sağlıklı hem de engelli insanlar için sorunludur. Bu durum, özellikle engelli insanların teknolojik aletleri kullanamaması anlamına gelmektedir. Mevcut teknolojileri kullanmakta zorlanan engelliler, çalışma ortamlarında, bilgiye ulaşmada, hayatlarını düzenlemede, sosyal ilişkilerini sürdürmede ve hatta acil servisleri aramada bile güçlük çekmektedir. Bu engeller ortadan kaldırılmalı ve engelli bireyin bu teknolojik ürünleri kullanabilmesi sağlanmalıdır.  Ancak özel eğitimde her engel grubu için teknoloji kullanımı gerekmemektedir. Ağır derecede zihin engelli bireye teknolojik alet kullanımının öğretilebilmesi neredeyse imkânsızdır. Özel eğitimde teknoloji kullanımı bazı engel gurupları için gereklidir. Örneğin; işitme engelliler için işitmeyi sağlayan cihazlar oldukça onlara kolaylık sağlamaktadır. Aynı şekilde görme engelli birey için sesli kitaplar onların hayal gücünü geliştirir.

  Zihin engelli birey için teknoloji kullanımı gerekmemektedir. Zaten akıl olarak yeterli olmayan bir bireye nasıl bilgisayar kullanımı öğretilebilir?  Ya da sesli kitap onlar için ne kadar yararlı olur tartışılır. Ama teknolojiden faydalanarak öğretmenler o öğrencinin hayal gücünü slâyt hazırlayarak geliştirebilirler ve bilgide kalıcılığa ulaşabilirler.

  Fiziksel engelli çocuklar için üretilen tekerlikli sandalyeler akülü arabalar onların hayatını kolaylaştırmakta engellerini aşmalarına yardım etmektedir. Düzgün duruş için geliştirilen aletlerde hayatlarını kolaylaştırmaktadır. Engelli birey, teknoloji yardımıyla hayatlarını minimum düzeyde başkasına bağlı olarak geçirmektedir.

  Sonuç olarak teknolojik ürünler engelli bireyin yeteneklerini geliştirmek ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmış ürünlerdir ve engellilerin engellerini aşmak için kullanması gerekmektedir.